Gündem

Aracı: Avrupa korunacak, yeni pazarlara açılım hızlanacak

|
İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB), InterContinental İstanbul Taksim Otel’de düzenlediği basın buluşmasında kimya sektörünün 2026 yılı ihracat performansını ve yılın kalan dönemine ilişkin beklentilerini değerlendirdi.
Aracı: Avrupa korunacak, yeni pazarlara açılım hızlanacak

Türkiye kimya sektörü, 2026 yılının ilk 8 ayında ihracatını geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4,6 artırarak 22,8 milyar dolara yükseltti. Yılın ilk yarısında 17,1 milyar dolarlık ihracatla tarihinin en yüksek ilk 6 aylık ihracatına ulaşan sektör, ağustos ayında da 2,7 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdi.

İKMİB Yönetim Kurulu Başkanı Vefa İbrahim Aracı, küresel ticaretteki belirsizlik, jeopolitik riskler ve maliyet baskısına rağmen 2026 yılı için belirlenen 35 milyar dolarlık ihracat hedefini koruduklarını açıkladı.

Aracı, Avrupa’nın kimya sektörü açısından ana pazar olmayı sürdüreceğini belirtirken, ABD, Körfez ülkeleri, Latin Amerika ve Asya başta olmak üzere alternatif pazarlara yönelik çalışmaların da artırılacağını söyledi.

Türkiye’nin önemli ihracatçı sektörlerinden kimyanın ilk 8 aylık ihracatı, geçen yılın aynı dönemindeki 21,7 milyar dolardan 22,8 milyar dolara çıktı. Temmuz ayında yaşanan gerilemenin ardından ağustosta yeniden büyüme kaydeden sektörün aylık ihracatı 2,7 milyar dolar oldu.

“35 milyar dolarlık hedefimizi koruyoruz”

İKMİB Başkanı Vefa İbrahim Aracı, yılın geri kalanında küresel ticaretteki belirsizlikler ve maliyet baskısının devam edeceğini belirterek sektörün üretim altyapısına ve ihracat kabiliyetine güvendiklerini söyledi.

Aracı, 35 milyar dolarlık yıl sonu hedefini koruduklarını belirterek şöyle konuştu:

“Önümüzde çok önemli dört ay var. Küresel ticaretteki belirsizliklere, jeopolitik risklere ve üretim maliyetlerindeki baskıya rağmen sektörümüzün güçlü üretim altyapısına ve ihracat kabiliyetine güveniyoruz. Yılın son bölümünde mevcut pazarlarımızdaki payımızı artırmak, yeni pazarlarda daha güçlü bir varlık göstermek ve katma değerli ihracatı desteklemek için çalışmalarımızı yoğun şekilde sürdüreceğiz.”

İlk 20 pazarda ihracat yüzde 12,85 arttı

Kimya sektörünün 2026 yılının ilk 8 ayında en fazla ihracat yaptığı ülkeler sıralamasında 1,27 milyar dolarla İspanya ilk sırada yer aldı. İspanya’yı 1,26 milyar dolarla İtalya, 1,04 milyar dolarla ABD ve 966 milyon dolarla Almanya takip etti.

Bu dönemde İspanya’ya yapılan kimya ihracatı yüzde 47 arttı. Malta’ya ihracat yüzde 163, Fas’a yüzde 129 ve Gürcistan’a yaklaşık yüzde 60 yükseldi. ABD’ye yapılan ihracat da yaklaşık yüzde 34 arttı.

Buna karşılık Romanya’ya ihracat yüzde 29, Hollanda’ya ihracat ise yaklaşık yüzde 25 geriledi. Fransa, Ukrayna ve Rusya’ya yönelik ihracatta da daha sınırlı düşüşler kaydedildi.

Aracı, ülkeler bazındaki farklılaşmanın küresel ekonomik ve jeopolitik gelişmelerden bağımsız değerlendirilemeyeceğini belirtti. Enerji ve hammadde fiyatları, navlun ve sigorta maliyetleri ile Avrupa’daki talep koşullarının ihracat performansı üzerinde etkili olduğunu ifade eden Aracı, Çin’in artan üretim kapasitesinin Avrupa pazarında yarattığı fiyat baskısının da rekabeti zorlaştırdığını söyledi.

Buna rağmen ilk 20 pazardaki ihracatın yüzde 12,85 artmasının sektörün güçlü olduğu pazarlardaki büyüme potansiyelinin devam ettiğini gösterdiğini kaydetti.

Avrupa ana pazar olmayı sürdürecek

Avrupa’nın kimya sektörü açısından ana pazar olmayı sürdüreceğini belirten Aracı, coğrafi yakınlık, ticari bağlar ve lojistik avantajların Türkiye’ye önemli bir üstünlük sağladığını ifade etti.

Küresel ticaretteki değişimin ise pazar çeşitlendirmesini zorunlu hale getirdiğini vurgulayan Aracı, İKMİB’in yeni dönem faaliyet takviminde Avrupa’nın yanı sıra ABD, Körfez, Latin Amerika ve Asya pazarlarına yönelik organizasyonların ağırlık kazanacağını bildirdi.

Aracı, hedeflerinin Avrupa’daki mevcut konumu korurken alternatif pazarlardaki payı artırmak olduğunu belirterek şunları söyledi:

“Avrupa, kimya sektörümüzün ana pazarı olmayı sürdürecek. Ancak küresel ticaretteki değişim bize pazar çeşitliliğimizi daha da güçlendirmemiz gerektiğini gösteriyor. İspanya ve Fas gibi pazarlarda elde ettiğimiz artışlar, doğru pazarlarda ciddi büyüme alanı bulunduğunu ortaya koyuyor. Avrupa’daki gücümüzü korurken ABD, Körfez, Latin Amerika ve Asya’da pazar çeşitliliğimizi artırmayı hedefliyoruz.”

Finansman maliyetleri yatırımları zorluyor

Kimya sektörünün yüksek işletme sermayesi ve uzun vadeli yatırım ihtiyacı nedeniyle finansman koşullarındaki değişimlerden doğrudan etkilendiğini belirten Aracı, hammaddenin önemli bölümünün ithal edilmesinin üretim, stok ve ihracat arasında yüksek bir finansman ihtiyacı oluşturduğunu söyledi.

Yüksek finansman maliyetlerinin firmaların yalnızca nakit akışını değil, yeni kapasite yatırımlarını, Ar-Ge çalışmalarını ve yeşil dönüşüm yatırımlarını da etkilediğine dikkat çeken Aracı, ihracatçı ve üretici firmalar için daha seçici finansman mekanizmalarının oluşturulması gerektiğini ifade etti.

Özellikle Eximbank ve reeskont kredilerinin erişilebilirliğinin artırılması, vadelerin sektörün üretim döngüsüne uygun hale getirilmesi ve ihracat taahhüdüne bağlı işletme sermayesi imkânlarının güçlendirilmesinin önemine işaret eden Aracı, finansmanın üretim ve ihracat kapasitesini desteklemesi gerektiğini belirtti.

Aracı, “Bugün ertelenen bir yatırım, yarın ihracatta kaybedilen rekabet gücü anlamına gelebiliyor. Beklentimiz, finansmanın üretimi, ihracatı ve katma değerli yatırımı destekleyen bir yapıda daha güçlü şekilde devreye alınması” dedi.

Üretim maliyetleri rekabetçiliği baskılıyor

Kimya sektöründe enerji, hammadde ve diğer üretim girdilerindeki artışların ihracatçıların fiyat rekabetini zorlaştırdığını belirten Aracı, kur ile üretim maliyetleri arasındaki dengenin ihracatçılar açısından kritik hale geldiğini söyledi.

İşçilik, enerji ve diğer girdilerdeki artışın kur hareketinin üzerinde kalmasının, özellikle fiyat rekabetinin yoğun olduğu pazarlarda firmaların marjlarını daralttığını ifade eden Aracı, Avrupa pazarında Çin kaynaklı kapasite fazlası ve düşük fiyat baskısının da tabloyu ağırlaştırdığını kaydetti.

Aracı, Suudi Arabistan’ın petrokimya alanındaki hammadde ve enerji avantajı ile Polonya’nın Avrupa Birliği içindeki ticari konumu ve rekabetçi üretim yapısının Türkiye açısından dikkate alınması gereken rakipler olduğunu belirtti.

Türkiye’nin ise Avrupa ve Orta Doğu’ya yakınlığı, lojistik altyapısı, üretim kabiliyeti ve geniş ürün çeşitliliğinin önemli avantajlar sunduğunu söyledi.

Suriye ve Irak’ta yeni ihracat fırsatları

Yakın coğrafyadaki jeopolitik gelişmelerin kimya sektörünün ihracatı üzerinde doğrudan etkili olduğunu belirten Aracı, Rusya-Ukrayna savaşı, İran çevresindeki belirsizlikler ve bölgesel ulaşım hatlarına ilişkin risklerin enerji, hammadde, navlun ve sigorta maliyetlerini etkilediğini söyledi.

Buna karşılık Irak ve Suriye’de yeniden yapılanma ve artan tüketim ihtiyacının kimya sektörü açısından yeni fırsatlar oluşturduğunu belirten Aracı, 2026 yılının ilk 8 ayında Suriye’ye 280,4 milyon dolarlık, Irak’a ise 693,9 milyon dolarlık kimya ihracatı gerçekleştirildiğini ifade etti.

Suriye’de yeniden yapılanma sürecinde plastik, boya, yapı kimyasalları, izolasyon, temizlik ve hijyen ürünleri gibi birçok kimyasal ürün grubuna ihtiyaç duyulacağını kaydeden Aracı, sektörün yalnızca ihracat değil, ilerleyen dönemde üretim ve yatırım açısından da fırsatlar görebileceğini söyledi.

Aracı, değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:

“Kimya sektörünü Suriye’nin ekonomik dönüşümünü ve yeniden imarını destekleyecek temel sektörlerden biri olarak görüyoruz. Yeniden yapılanmanın birçok halkasında kimyasal girdilere ihtiyaç duyuluyor. Enerji altyapısının güçlenmesi, bankacılık ve finans işlemlerinin sağlıklı işlemesi, gümrük geçişlerinin kolaylaşması ve yatırım ortamının daha öngörülebilir hale gelmesiyle Türk kimya sanayisinin Suriye’de ihracatın yanında üretim ve yatırım tarafında da daha güçlü bir rol üstlenebileceğini düşünüyorum.”

Yeşil dönüşüm rekabetin yeni kriteri oluyor

Avrupa’daki çevre ve sürdürülebilirlik düzenlemelerinin kimya sektöründe ihracatın koşullarını değiştirdiğini belirten Aracı, REACH, CLP, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) ve Ambalaj ve Ambalaj Atıkları Tüzüğü (PPWR) gibi düzenlemelerin karbon, döngüsellik, izlenebilirlik ve teknik uyumu ihracatın temel unsurları haline getirdiğini söyledi.

Özellikle KOBİ’ler açısından test, belgelendirme, danışmanlık ve yatırım maliyetlerinin önemli bir yük oluşturduğunu ifade eden Aracı, İKMİB’in yeni dönemde firmaların bu düzenlemelere uyum sağlamasına yönelik çalışmalarını artıracağını belirtti.

Avrupa’daki yeşil dönüşümün kimya sektöründe rekabetin kurallarını değiştirdiğine işaret eden Aracı,“Türk kimya sanayisi bu dönüşümü yakından takip ediyor. Ancak özellikle KOBİ’ler açısından test, belgelendirme, danışmanlık ve yatırım maliyetleri önemli bir yük oluşturuyor. Önceliğimiz firmalarımızı yeni düzenlemelere hazırlamak, ihtiyaçlarını ilgili kurumlara taşımak ve uyum maliyetlerini azaltacak destek mekanizmalarının güçlendirilmesini sağlamak.” dedi.

Aracı: Avrupa korunacak, yeni pazarlara açılım hızlanacak

Yorum Yazın

Yorum yazarak topluluk kurallarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.